19 Aralık 2012 - 13:48

"Sivilleri de öldürün, eğer masumlarsa öldükten sonra nasıl olsa Allah onları affeder"

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Kardavi Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'a destek veren ulema ve sivillerin öldürülmesini istedi. Kardavi yaptığı konuşmada "Öldürün, siviller eğer masumlarsa öldükten sonra nasıl olsa Allah onları affeder" diyerek korkunç bir katliam için çağrıda bulundu.

Din adamı Kardavi, ulema ve sivillerin öldürmesi için fetva verirken durum özellikle Suriye'de silahlı grupların yapacağı yeni katliamların kapısını aralayabilir.

Müslüman Kardeşler örgütünün ideolojik önderlerinden Yusuf el Karadavi, El Cezire’de yayınlanan programında Suriye’yle ilgili kan donduran sözler sarf etti. Esad yanlısı herkesin ayrım gözetilmeksizin “öldürülmesinin caiz olduğunu” savunan Karadavi, “masum olanların nasılsa ahirette hakkının verileceğini” söyledi.

Uzun yıllardır Katar’da yaşayan Mısırlı Karadavi, Müslüman Kardeşler’in ideolojik alandaki önderlerinden kabul ediliyor. Örgütün uluslararası şebekesini de yönettiği iddia edilen Karadavi, geçmişte Erdoğan hakkındaki övgü dolu sözleriyle de gündeme gelmişti.

Yusuf el Karadavi’nin başkanlığını yaptığı Müslüman Alimler Birliği, İsrail askerlerinin Mavi Marmara’da 9 Türk vatandaşını öldürmesinden sonra yayımladığı bildiride şunları söylemişti:

“Bütün kanatlarıyla asil Türk halkına selam olsun. Haklı davaları uğruna şehit olanlara başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Yeni bir filonun yola çıkmasını diliyorum. İsrail’in karşısına bir dağ gibi dikilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın cesaretine ve onun arkasında durarak, Emad Uddin Zanaki, onun şehit oğlu Nur Uddin Mahmud ve öğrencisi Selahaddin el Eyyübi ile cihad bayrağını ilk kez yükselten Türk halkının tarihinde yeni bir sayfa açanlara selam olsun. Bu korku, Türkiye’nin düşmanlarının ona karşı bir komplo kurmalarına ve Türkiye’nin lideri Erdoğan’ı oyuna getirmeye çalışmalarına neden oldu. Bu nedenle İslam ümmeti Türkiye’nin yanında durmalı, Erdoğan’ı selamlamalı, zafer kazanmasını istemeli, onu güçlendirmeli ve ona arka çıkmalıdır. Konuşmak yetmez; sözleri, Türk mallarını satın almak, Türk mallarını başkalarının mallarına tercih etmek, insanları Türkiye’ye, özellikle İstanbul’a seyahat etmeye teşvik etmek ve Türk fabrikalarına, kamu ve özel şirketlerine ve kuruluşlarına kapıları açmak gibi eylemlerin izlemesi gerekir. Bütün dünyadaki ümmetimizi bu aşamada, diğer blokların yanında kendi özüne ve gücüne dayanarak ayakta duracak büyük bir blok oluşturmaya çağırıyoruz. Bu blok, doğruluğun, adaletin ve insan haklarının bloku olacak, halk üzerinde vesayet kurulmasına karşı duracaktır.”